
Patnos Tarihi
Patnos Tarihi Bilgileri
Patnos Tarihi Bilgileri
AÄŸrı daki tarihi kalıntıların en eskisi, Patnos taki Aznavur ve Girik tepeleridir. Urartu uygarlığından kalma bu tepelerde tapınak ve çeÅŸitli maddi kültür ürünleri bulunmuÅŸtur. Urartular ın Aladri, Romalıların Patusis adın verdikleri Patnos, Urartu devletinin dini baÅŸkenti idi. Asur ve Sümerler in saldırısıyla Urartular M.ö. 748 de TuÅŸba (Van) ÅŸehrini terk ederek, daha kuzeydeki dini merkezleri olan Patnos a yerleÅŸmiÅŸlerdir.
Urartular dan sonra Asurlular ın , Persler in, iskender, Roma ve Bizans imparatorluklarının egemenliÄŸinde kalan içle toprakları, M.ö. 625 te Türklerin eline geçti. Hz. ömer zamanında Müslüman Arapların akınına uÄŸradı. Abbasiler döneminde tamamen Müslümanların kontrolüne geçti. 1042/43 yılında Türkmen akıncıları buralara seferler yaptı. 1064 te Selçuklu sultanı Alparslan tarafından Türk topraklarına katıldı. Malazgirt zaferinden sonra Türk göç yolları üzerinde olduÄŸundan Orta Asya ve Horasan (iran) dan gelen birçok Türk boy ve aÅŸiretinin ilk yerleÅŸme alanı oldu. Zafer sonrasında (1071), geleneÄŸe göre buranın fethinden önemli rol oynayan Ebu l Kasım Selçuk a verildi. Böylece SaltukoÄŸullarının ve daha sonra da Anadolu Selçuklularının egemenliÄŸine giren Patnos ve çevresi, Ahlat ı merkez edinen Sökmenli Devletinin yıkılmasıyla (1027), iranlıların Celayirlilerin, Timurun, Karakoyunlu ve Akkoyunlu Türkmen beyliklerinin ve iran Safevilerinin yönetiminde kaldı. 1514 çaldıran Zaferinden sonra Osmanlı devleti topraklarına katıldı. zaman zaman iran kontolüne giren Patnos, 1578 de tekrar Osmanlılarca geri alındı. Cumhuriyet dönemine kadar Van beylerbeyliÄŸine baÄŸlı kaldı.
1877-1878 ve 1914-1918 Osmanlı- Rus, savaÅŸlarında Rus iÅŸgaline uÄŸrayan Patnos, Ermeni zulmü gördü.Ermeniler burada toplu katliamlar yaptılar. 14 nisan1918 de iÅŸgalden kurtuldu.
Patnos ilçe oluncaya kadar Malazgirt e baÄŸlı bir bucak idi. 1936 yılında ilçe haline getirildi ve AÄŸrı ya baÄŸlandı. Malazgirt in Sultanmut (DoÄŸansu), Ahlat ın Sarısu ve ErciÅŸ in Dedeli bucakları, bu yeni ilçenin bucakları oldu.
Tarihi yapıları arasında; Urartu dönemine ait tapınak ve saray kalıntıları, Selçuklu ve Osmanlılardan kalma, kümbet ve türbelerdir. Bu kümbet ve türbelerin bir kısmı Malazgirt zaferinde ÅŸehit düÅŸen, diÄŸerleri ise Yavuz Sultan Selim in çaldıran seferi sırasında bu bölgede konaklayan Osmanlı Ordusundan bazı kumandanlara ait olduÄŸu sanılanlardır. Bunlar Ziyaret, TaÅŸkın, Köseler ve Acım köylerindedir. Ziyaret ve Sultan (Sultanmut), Sultan Alparslan ın buralarda Genel Karargahını kurması sonucunda bu adları almıştır.
PATNOS’UN ADI
İÖ.7000'den bu yana sürekli bir yerleÅŸme yeri olan Patnos’un adına iliÅŸkin bilgilere ilk hangi kaynaklarda yer verildiÄŸini bilemiyoruz.
Konumu itibari ile kavimlerin göç yolunun üzerinde bulunması her kavmin kendi lisanı ile Patnos’a bir ad koyduÄŸunu bilmekteyiz. Yazılı tarihte ise ,Urartu’ların “Aladırı”,Bizans’lıların ise Patnos’a “Patisus” dediklerini biliyoruz.Yerli halkın ve çevrenin “Panos” dedikleri Patnos’un sondaki “s” sesinin yaptığı çaÄŸrışım;adın daha çok Bizans’lılardan kaldığı gerçeÄŸini ortaya koymaktadır.
TARİH ÖNCESİ PATNOS
Patnos,yazılı tarih öncesi çaÄŸlardan bu yana, insan topluluklarının uÄŸrak yerlerinden biri olmuÅŸtur. Yörede yapılan araÅŸtırmalar, bu topraklarda paleolitik dönemden baÅŸlayarak kısa süreli yerleÅŸmeler olduÄŸunu ortaya koymaktadır.
NEOLİTİK DÖNEM(YENİ TAÅž)
ilçedeki yerleÅŸmenin Neolitik dönemde de sürdüÄŸünü ortaya koyan belgeler, ilçe sınırları içinde deÄŸiÅŸik yerlerde bulunan ve ne yazık ki insan eliyle tanınmayacak hale getirilmiÅŸ maÄŸara resimlerdir. Bu resimlerin önemli bir bölümünü patnos’un kuzeydoÄŸusunda Mıç, Zomik, Çakırbeg ve hesar köyleri çevresindeki maÄŸaralarda bulunanlar oluÅŸturmaktadır.
Bu maÄŸara resimlerindeki anlatımlar, motifler. Patnos insanının, Neolotik Dönemde avcılığın yanı sıra, hayvancılık ve tarımla da uÄŸraÅŸtığını ortaya koymaktadır.
YAZILI TARİH DÖNEMİ (URARTULAR)
MÖ 2000'lerde, Patnos’u da içine alan DoÄŸu Anadolu yüksek yaylalarında yaÅŸayan insan topluluklarına iliÅŸkin ilk bilgiler, IÖ XIII. yy'a tarihlenen Asur kralı I.Salmanassar'ın (IÖ 1280-1261) bir yazıtında,Asur krallığıyla savaÅŸan bazı ülkelerden söz edilmektedir.
Uriatri etnik bir topluluÄŸun adı olmayıp,Asur dilinde " daÄŸlık bölge" anlamına gelmektedir. Yine, Asur yazıtlarından kralın, Uriatri adı altındaki sekiz ülkeyi ele geçirdiÄŸi anlaşılmaktadır. Bu ülkelerin, Van gölünün güneydoÄŸusundaki daÄŸlık bölgede. Büyük Zap suyunun yukarı vadisinde bulunduÄŸu sanılmaktadır. Bir baÅŸka Asur yazıtında kral I. Tukultininurtaya'nın yazıtında ise çok sayıda akarsu bulunan bu bölgeye " Nairi Ülkeleri" (Nehirler Ülkeleri) adı verilmektedir. Nitekim, Asur kralı II.Asur Banipal'in IÖ IX. yy'ın ikinci çeyreÄŸindeki egemenlik yıllarından baÅŸlayarak, Uriatri, Urartu sözcüÄŸüyle aynı anlamda kullanıla gelmiÅŸtir. Buna karşın, " Nairi Ülkesinin kralı" sanı, yöre insanlarının dilinde "Bianili Ülkesinin Kralı" olarak yer almıştır. Urartu dilindeki KeliÅŸin yazıtından da açıkça anlaşılacağı gibi, Urartular (Uratriler- Uriatri Ülkesinin insanları), IÖ IX. yy'den baÅŸlayarak, ülkelerini "Biznili Ülkesi" olarak adlandırmışlardır. Ancak, eski Ön Asya'da Urartu adı daha yaygın bir biçimde kullanıldığı için bu ad zamanla, "Bianili" adının yerini almıştır.
Asur yazıtlarında belirtildiÄŸine göre, bu daÄŸlık yöredeki topluluklar, IÖ II. Binin ikinci yarısında, birbirinden bağımsız beylikler biçiminde varlıklarını sürdürüyorlardı. Bu durum,MÖ 1000 lere kdar devam etti. Ancak, IÖ IX.yy baÅŸlarında, Asur krallığının güneyden gelen ve ardı arkası kesilmeyen yaÄŸma seferlerine karşı koymak üzere, Hurri kökenli boylardan oluÅŸan Uriatri (Uratri) ve Nairi federasyonları bir araya geldi, daha sonra Urartu krallığına verilecek olan devlet böyle doÄŸdu.Urartu devleti, IÖ VI.yy baÅŸlarına deÄŸin, güçlü bir siyasal yapı olarak, DoÄŸu Anadolu Yüksek yaylalarında varlığını sürdürdü. ÇekirdeÄŸi, Vangölü çevresindeki topluluklardan oluÅŸan krallığın, toprakları IÖ VIII.yy baÅŸlarında kuzeyde Transkafkasya'ya, doÄŸuda kuzeybatı İran'a ,batıda Malatya yöresine, güneyde de Halfeti dolaylarına dek uzandı. DoÄŸu Anadolu'da küçük çapta baÄŸcılık, bahçecilik ve tarımla uÄŸraÅŸarak kendine yeterli üretim yapan yerli halk ile avcılık ve hayvancılıkla uÄŸraÅŸan yarı göçebe topluluklar bir boylar federasyonu oluÅŸturuyordu. Bunların merkezi devlete dönüÅŸmesinin de bir baÅŸka önemli nedeni de, demiri yaygın olarak iÅŸlenmeye baÅŸlamasıydı. Gerek daha önceleri, gerekse Urartu krallığının yıkılmasından sonra, bu daÄŸlık yörede baÅŸka hiçbir topluluÄŸun güçlü bir devlet kurmayı baÅŸaramaması, Urartu devletinin gücünü ve örgütlenme yeteneÄŸini ortaya koyması bakımından anılmaya deÄŸer bir olgudur. Kral Aramu,Urartu devletinin baÅŸkenti olarak bazı kaynaklarda olduÄŸu gibi TuÅŸba (Van), deÄŸil de ARZAÅžKUN denen ÅŸehir merkezi kurmuÅŸtu. Bu ÅŸehrin tam olarak yeri tespit edilememiÅŸse de bu ÅŸehrin Patnos civarında olduÄŸu sanılmaktadır.yörede kral Menua zamanında imar çalışmaları görülmüÅŸtür. Çok sayıda kale ve saray yapılmıştır. Aznavur Tepe, Girik Tepe, Kızılkaya, Kancıklı, Kubik, Dedeli, DeÄŸirmendüzü, Bostankaya kaleleri bunlardandır. Tapınak ve antik ismiyle “ALUDİRİ” sarayları da yapılmıştır.
Aludiri (Patnos) kuzeye, güneye, güneybatıya, kuzeydoÄŸuya açılan yolların en kritik noktasında yer almış olup bugünde aynı özelliÄŸini korumaktadır.
Aznavur Tepe Urartu mimarisinin en önemli eserlerindendir. Tarıma yönelik sulama kanalları bu kalede çokça görülmektedir. DiÄŸer önemli bir sarayda Giriktepe bulunmaktadır.
Asur istilasının ardından, kuzeyden gelen Kimmerler de Urartu topraklarına girince, Urartu Kralı II. Rusa Asurlularla iyi geçinmenin yollarını aramış ama krallık, son kez, IÖ 560'ta Medlerin saldırısına uÄŸrayarak ortadan kalkmıştır.
MED DÖNEMİ
Med Krallığının UvahÅŸatra adıyla da anılan üçüncü hükümdarı Keyaksares'in (IÖ 633-584) baÅŸlıca amaçlarından biri, güneybatı komÅŸusu Babil Kralı Nabupolassar (Nabu-apal-usur) ile anlaÅŸarak Asur Krallığının topraklarını, Lidya Kralı Alyattes (IÖ 588-560) ile anlaÅŸarak da, Batı Anadolu'yu paylaÅŸmaktı. Buna göre Mezopotamya, Suriye ve Filistin Babil Krallığına bırakılacak, Dicle ve Fırat'ın yukarı topraklar Med Krallığına, Kızılırmak'ın batısı da Lidya Krallığına kalacaktı.
Keyaksares, ilk olarak IÖ 612-609 arasında Babillilerle anlaÅŸarak, Asur topraklarına sürekli saldırılar düzenledi ve Asur baÅŸkenti Ninova'yı yaÄŸmaladı.Böylece, Mezopotamya tarihinde çok önemli yeri olan bir devlet ortadan kalkmış oldu. Medler Patnos yöresi ile birlikte , Kızılırmak'a dek tüm DoÄŸu Anadoluya hakim oldular(IÖ 585).Urartu devletinin askeri gücünü de yok ederek Pariyadris(Trabzon)daÄŸların güneyinde Melitene (Malatya) ve güneydoÄŸuda Urmiye gölüne dek uzanan büyük bir bölgeyi egemenlikleri altına aldılar.
Keyaksares'in ölümünden sonra ,yerine geçen oÄŸlu Astiyag (İştümegü) Güneybatı İran'da Hagmatena'yı (Ekbatan) baÅŸkent yaptı. Sert ve baskıcı tutumu ile çevresindeki devlet adamları ve komutanları bile kendisine düÅŸman etti.Bu tutum Med kırallığı içinde geniÅŸ bir tepkiye yol açtı ve sonunda AhameniÅŸ Prensi II. Kiros , Med kırallığını yıkarak yeni devlet kurdu(IÖ 550).
PERS DÖNEMİ
PrensliÄŸinin merkezi Passaragd'da kırallığını ilan eden II.Kiros ,kısa sürede güçlü bir devlet örgütü kurdu ve orduyu disipline soktu. Keyaksares döneminde Med toprakları içinde yer alan bütün güney batı İran'ı Patnos’unda içinde bulunduÄŸu DoÄŸuanadolu ve ön Asya'yı sınırlarına kattı. Daha sonra da Lidya krallığı üzerine yürüdü, Kral Korides'i yenerek (IÖ 546) verimli Ege topraklarını, geliÅŸmiÅŸ ticaret ve üretim olanaklarıyla Persler'e açtı
BÜYÜK İSKENDER DÖNEMİ
Pers imparatorluÄŸunun iki yüzyıl kadar süren egemenliÄŸi, Büyük İskender'in Anadolu'ya çıkışıyla sona erdi.Pers orduları IÖ 332 ve 331'de İskender'e iki kez yenildi.Bu gün Irak sınırları içinde kalan Gayzamela'daki (Erbil) son yenilgiyle,Pers imparatorluÄŸu çöktü.patnos ve çevresi bu dönem içinde içinde Büyük İskenderin yonetimine geçti
Büyük İskender,Patnos ve çevresinde İskenderé zuqurneyn adıyla bilinir.zamanında halk arasında yaygın olan bir söylenti günümüze kadar kulaktan kulaÄŸa söylenerek ulaÅŸmıştır.O söylenti İskender’in iki boynuzu olduÄŸu söylentisidir.
SELÖKİDLER DÖNEMİ
İskender'in bütün Anadolu'da olduÄŸu gibi,DoÄŸu Anadolu ve Patnos yöresindeki egemenliÄŸi de kısa sürdü.O ölünce komutanlarından Selevkos ,yine İskender'in komutanlarından Antigonos ve oÄŸlu Demetrios'u Gazze önlerinde yenerek yöreye egemen oldu(Ö 312 ) ve OrtadoÄŸu'da güçlü bir krallık kurdu
ROMA PART ÇEKİŞMESİ
II. Artavasd olarak bilinen Tigran 'ın ölümünden sonra yerine geçen III. Artavasd, Araks Krallığı'nın Roma'ya baÄŸlı vasal bir devlet olmasını kabullendi. Bu arada, Partlar, Roma'ya rakip bir devlet olma özelliklerini koruyorlardı. Nitekim, Part süvarileri, İÖ. 53'te, Romalı komutan Krassüs-III. Artavasd birleÅŸmesini etkisiz durama getirerek Harran Ovasına dek ilerlediler. Romalıların simgesi olan ünlü "Roma Kartalı" Part Kralı İborodes'in eline geçti. Öte yandan, Akaros önderliÄŸindeki bir baÅŸka art ordusu da Antakya'ya girdi ve Suriye'yi tehdit etmeye baÅŸladı. Artavasd, güçleri dengesinin Partlar'dan yana deÄŸiÅŸmesi üzerine, bu kez de Romalılar'ın karşısında, Partlar'ın yanında yer almıştı. Ne var ki, bu durum da uzun sürmedi ve Roma İmparatoru Antonius'un komutanlarından Bassüs, IÖ 38'de Part ordularını Antakya yakınlarında yenerek geri çekilmeye zorladı. Bununla birlikte, Partlar'ın direnmesi üzerine, Bassüs'ün orduları Atropaten topraklarına ulaÅŸamadı. Bu arada, Partlar da Araks Devletinin başındaki Artaksias sülalesini devirip, Atropaten önlerindeki duraklama sırasında güç toplayan Romalılar ise, Partların daha fazla güçlenmesini önlemek için, Tiberius komutasındaki bir orduyla Araks Devletinin topraklarına girerek part etkisine son verdiler. Partlar, patnos’un da içinde bulunduÄŸu yukarı Murat ve Araks (Aras) yörelerinde Roma üstünlüÄŸünü tanımak zorunda kaldılar (IÖ 20).
ARSAKLILAR DÖNEMİ
Başında Arsaklılar'ın bulunduÄŸu Araks Krallığı çeÅŸitli bölgelere ayrılmıştı. Bunlardan Vangölü çevresini kapsayanı Tuspay adıyla anılıyordu. Van yöresindeki Karduklar, Arami kökenli oymaklar ve Med kalıntılar, Arzeruni sülalesinin üstünlüÄŸünü tanıyorlardı. Araks Krallığı, gerek Arzeruniler'e gerekse onlara baÄŸlı oymaklara görece özerklik vermiÅŸti. Nitekim, bu oymaklar bir süre sonra Gordiene adı altında bir krallılk kurdular ve bu bölgeye Asurlu topluluklarla, Filistin'den getirilen bir bölüm Yahudiler yerleÅŸtirildi.Filistinden getirilen Yahudiler daha güneyde yerleÅŸtirildikleri için Patnos ve çevresinde varlık gösterememiÅŸlerdir.
Gerek Gordiene'de gerek Araks devletinde, halk Kafkas kökenli Albaniler'de ve İberler'de olduÄŸu gibi, kastlara bölünmüÅŸ deÄŸildi. Bununla birlikte, toplum "Azat" denilen toprak soyluları ile "Şınakan" denilen bağımlı köylülerden oluÅŸmaktaydı. Toprağı iÅŸleyen şınakanlar azatlara ürün-rant ödemek ve savaÅŸlara katılmak zorunda idiler. Azat ailelerinin başında sahap (satrap) denilen beyler vardı. Toprak, soylu ailelerde, kalıtım yoluyla babadan oÄŸula geçirdi. Ülkede gerçek yetkeyi, toprak tekelini elinde tutan bu sahaplar temsil ediyordu. Toprak soylularının gerek kendi aralarındaki çekiÅŸmeleri, gerekse kral sülaleleriyle olan savaşımları nedeniyle yöreye sürekli bir gerginlik ve çatışma egemendi. Bu çatışmalar, Roma ve Part egemenliÄŸi altındaki dönemlerde bile varlığını korudu.
SASANLILAR DÖNEMİ
MS III.yy baÅŸlarında Part Devletinin yerini Sasanlılar alınca, patnos yöresinde yoÄŸunlaÅŸmış olan Roma-Part çatışması sona erdi ve bu kez Roma-Sasanlı savaşımı baÅŸladı. 150 yıl kadar süren bu çatışmalar, İS 387'de yapılan bir antlaÅŸmayla durulur gibi olduysa da, Roma'nın ikiye bölünüp, Ön Asya'nın DoÄŸu Roma (Bizans) sınırları içinde kalmasından sonra (MS 395) yeniden alevlendi. MS VII. Yy'a deÄŸin süren bu çatışmalarda, Ön Asya'nın güneydoÄŸusunda ortaya çıkan Hıristiyan Nasturilik Mezhebinin büyük bir rolü oldu. Önceleri, Bizans İmparatorluÄŸunca Sasanlılara karşı silah olarak kullanılan Nasturilik olayından, VI.yy sonrasında Sasanlılar da yararlandılar. DoÄŸu Roma Kilisesine karşı bağımsızlığını ilan eden Nasturi Kilisesine arka çıkarak, Bizans'ın yöredeki etkinliÄŸini kırdılar. Bu yüzyıl sonunda Bizans topraklarında bir sefere çıkan Sasanlı Hükümdarı II.Hüsrev, 605'te Kayseri'yi alarak Bizans içlerine ilerledi. Bir süre sonra geri çekildi ama, Kilikya ve Kuzey Suriye'ye dek bütün DoÄŸu Ön Asya toprakları elinde kaldı. Ancak VII. yy'daki Müslüman Arap akınlarıyla birlikte bu etkinlik giderek azaldı.
İSLAM UYGARLIKLARI DÖNEMİ
Halife Ömer döneminde (634-644) Arapların ve birlikleri hemen tüm DoÄŸu Anadolu'ya akınlar yaparken önemli bir geçiÅŸ noktası olan Patnos ve çevresini ele geçirmek istemiÅŸlerdi. 645'te Halife Osman'ın komutanlarından Emir Habib bin Mesleme de DoÄŸu Anadolu'ya akınlar sırasında böyle bir çaba göstermedi. Bunda yörenin konumu kadar, Arap askerlerinin soÄŸuk iklim koÅŸullarına dayanamamalarının da etkisi olmuÅŸtur.
Bu durum, Emeviler ve Abbasiler Döneminde de deÄŸiÅŸmedi.
SELÇUKLU VE OSMANLI DÖNEMİ
Selçuklular ve Osmanlılar döneminde stratejik konumunun oluÅŸturduÄŸu ÅŸartlar: Patnos’un hep önemli bir merkez olma özelliÄŸini ön planda tutmuÅŸtur. 1533’te Erzurum BeylerbeyliÄŸinin Malazgirt Sancağına baÄŸlı iken 1865’ te eyalet, liva , kaza, nahiye, köy sistematiÄŸi uygulamaya konuyor. Buna göre Patnos, Erzurum Eyaleti, Bayazıt Livasının 7 kazasından biri durumuna geliyor. 1867’de “Vilayet Nizamnamesi” uygulamaya konulmasıyla Patnos; Erzurum Vilayeti, Bayazıt Sancağı, Antab (Tutak) Kazasının bir nahiyesi olmuÅŸtur. Bu dönemde Patnos’ta 250 hane, 1 dükkan, 1 han, 1 cami, 1 medrese, 2 kilise ve biri Hristiyan ikisi İslam olmak üzere 3 Sıbyan Mektebi bulunmaktaydı.
CUMHURİYET DÖNEMİ
Osmanlı kayıtlarında “Batnus” ÅŸeklinde adı geçen Patnos; ilçe olana kadar fazla bir önem kazanmamıştır. 1936’ da Malazgirt İlçesinin Sultanmut (DoÄŸansu), Ahlat İlçesinin Aktepe (Sarısu) ve ErciÅŸ İlçesinin Dedeli Bucaklarının birleÅŸtirilmesiyle ilçe statüsüne geçmiÅŸtir. Günümüzde 92 adet köyü ile yaklaşık 1421 kmª’lik bir idari etki alanına sahip olan ve hızla nüfuslanmakta olan bir ÅŸehirdir.
Turgut Özal’la baÅŸlayan il olma sürecine etkin olarak katılan , T.B.M.M. oturumlarının 2 sinde il olma konusuyla gündeme gelen Patnos: O dönem gazetelerinde il olmayı bekleyen ilçeler arasında yerini alarak komÅŸu ilçeleri kıskandırmayı baÅŸarmıştır
PATNOSTAN ÇIKARILAN KÜLTÜR VE TARİH VARLIKLARI
İç kalıptan yapılan formun üstü altınla kaplanmıştır. Oval yuvanın içine kırmızı renkli bombeli, üzerinde koç figürü olan yüzük taşı monte edilmiÅŸtir. Yan tarafta ufak topuz çıkıntısı vardır.
Dört kuÅŸlu, protomlu iÄŸnelerdendir. Protom altındaki bir boncuk ve bir bilezik geçiÅŸi ile saÄŸlam gövdeye birleÅŸir. BileziÄŸin altında yuvarlak deliÄŸi vardır.
Düz halkanın ucunda granüle tanelerden yapılmış eÅŸkenar dörtgen formlu hareketli bir sarkacı vardır. Basit halka, kanca ile kapatılmıştır.
kaynakça:http://www.diyadinnet.com/Bolgemiz-27&Bolge=patnos-tarihi-bilgileri
![]() patnos | ![]() patnos-kale tarihi | ![]() create_thumb | ![]() patnos-park-2 | ![]() patnos-suphan-dagi-karli |
|---|---|---|---|---|
![]() patnos şekı şex | ![]() Ağrı-Patnos-Barajı-Dolusavak-ve-Gövde-görünümü | ![]() 83762312 | ![]() patnos | ![]() agri-patnos |
![]() patnos | ![]() patnos_şehri | ![]() patnos | ![]() ağrı patnos haritası |














